BİR AVUÇ MUTLULUK

Sabahın ilk ışıklarıyla gözlerimi güneşe açar pencere önünde rengarenk saksılarda duran güllerin, papatyaların ve yaseminlerin kokusunu ciğerlerime işlercesine içime çekerim. Saksıların üzerine konan bir kuşun cıvıltıları şenlendirir küçücük odamı, bir avuç yem vererek o kuşun gözlerindeki mutluluğa ortak olmak ne büyük bir nimettir! Daha sonra odamdan bir ses gelir. Kedim… Naif sesiyle miyavlıyor. Belki de mutluluk onun küçücük pespembe patilerinde saklıdır… Şimdi bir deniz kenarına gidip özgürlüğü iliklerime kadar hissetme vaktidir. Şimdi elime bir uçurtma alıp içimdeki çocuğu gökyüzünde gezdirme vaktidir. Şimdi tam da şuan rüzgarın verdiği o esintinin tenimde gezmesine, bedenimi okşamasına ihtiyacım var. O rüzgarın saçlarımı uçuşturmasına ihtiyacım var. Özgürlüğümü hissetmeye ihtiyacım var… Rüzgarın ardından gelen o yağmur damlalarının bedenimle birlikte yüreğimi ıslatmasına ihtiyacım var. Yağmur sonrası meydana gelen o toprak kokusunu buram buram içime çekmeye ihtiyacım var. Yaşamak bu işte… Yaşamak sadece nefes almak değil aldığımız her nefesi hissetmemizdir. O yağmur damlalarının sadece bedenimizi değil yüreğimizin de en kuytu köşelerini ıslatmasıdır. Bütün bunları hissedersek eğer tam anlamıyla yaşamanın tanımını ve anlamını iliklerimize kadar hissedebiliriz. Yaşamak belkide farklı pencerelerden aynı gökyüzüne bakmaktır…

 

Aslıhan GÖNÜL

Yazar: Umut AYDIN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir