Birini Pencere Kenarına Çiçek Koyacak Kadar Sevmek Lazım

Yaralandıkça ne çok şeyi özlüyor insan..
Gerekli gereksiz ne varsa özlüyor.
Çocukluğu değil! Genç günleri değil!
Sadece eski evlerin arasında yokuş aşağı yürüdüğü sabahları.
Ayaklarına dur diyemediği.
Her şeye inandığı,
Her şeyin mümkün olduğu sabahları.
Bugünü, dünü, yarını çok önceden yıktıkları bu sabahlara, ait değilim ben.
Zaman akıyor , su akıyor , annem kapıdan sokağa çıkıyor.Ben evden çıkamıyorum.

Bu kayıp sabahlarım değil. Büyüdüğünü , hiç yıkılmaz dediğin dağlar kendi kendini yıkınca anlıyormuş insan
Olacak gibi olanlar , son anda olmayınca…
Olmayacak olanında olmasına ise çoktan alıştım…

 

Kemal Hamamcıoğlu

Yazar: Umut AYDIN

    Dilek

    (21 Mayıs 2018 - 10:18 am)

    Aslında özlenen ne biliyormusun hani dediğin gibi yürürken ayaklarına dur diyemediğin zamanlar varya heh işte ben en çok onu özledim. gönlümün açık kapılarını bir anda kapatıyorlar oysa çocukken öyle birşey mi vardı ? salçalı ekmek derdim vardı benim yada domates yemeliydim yazın sıcağında ama üzerimde beyaz tshirt ve onunda renginin kıpkırmızı olması… aha ne yaptın bak şimdi dayak yicen Dilek deyişlerim içten içten korkularım ama sadece o yüzden korkuyordum şimdiki korkular peki ? hangi biri daha çok yakıyor canımı ? ya benim en güzel zamanımdı çocukluğum en çok eğlendiğim erkek çocukları gibi öğretmenimin istediği hikaye kitaplarını önce itinayla okuyup sonra sokakta satıp street fighter oynamak için para kazandığım dönemler 🙂 demem o ki çocukken canı yanmazdı kimsenin sadece düşerdik dizimiz kanardı burnumuzu sağ kola silişlerimiz olurdu kimsenin içindeki çocuk büyümesin 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir