CIA Facebook hesabımıza bakıyormuş!!..

Şimdi Hemen herkesin aklına şu sahne geldi değil mi?

Lakin mevzu hiç o kadar komik değil.

Son zamanlarda İngiltere ve  Amerika basını bu konularla kaynarken bizim de haberimizin olması gereken bir kaç durum var. Sosyal medyaların, arkasından akıllı telefonların arkasından giyilebilir cihazların kısacası bilgi teknolojisinin bu denli gelişimiyle , zaten yönlendirilebilinen  tercihlerimize müdahale olayı iyice çığırından çıkmaya başladı. Bizlere masum gözüken bu platformlar insanların bilgilerini , hayat tarzlarını , dünya görüşlerini , ilgi ve alakalarını analiz edip ona göre içerik sunabilir halde.Zaten reklamlardan anlaşılıyor olması gerekiyor. Bu durumu en çok google ve reklam veren web sayfalarında görebilirsiniz. Mesela 5 dk önce incelediğiniz bir ürünün bir benzerinin, başka bir yerde karşınıza çıkması tesadüf değildir.

şimdi biraz felsefe yapalım, biraz tarih konuşalım ve sonra bugüne bakalım ders çıkartalım…

“Tarih tekerrürden ibarettir”

İnsanoğlu öyle bir varlıktır ki ; kendi zaaflarını tatmin etmek için yine kendi zayıflığını kullanıyor.( Bu konuya başka bir başlık açar yazarım şimdilik konudan çok uzaklaşmıyayım ).Yüzyıllardan beridir güç edinme adına insanoğlu her yolu denemiştir ve her şeyi yapabilecek kadar aşağı olmuştur da.İşte tehlikenin ta kendisi budur.Mesela, 18. yy da Fransız Kralının ağır vergileri , monarşinin kirli yüzünü iyice hissettirmişti halkın üzerinde. Artık halk yaşayamayacak duruma gelmişti ki büyüyen bir ihtilal patlak verdi. İhtilalin adı Fransız İhtilali şu hepimizin duyduğu.Bu ihtilal kanlıydı yalnız, halk başarıya ulaşmıştı. Yetkiler Kraldan alındı. Sonra halkı temsil eden bir grup bu yetkileri taşımaya karar verdi.Lakin Frodo’nun yüzüğü taşıması gibiydi bu yetkiler. Taşıyanın aklını bulandırıp duran.İçlerinden biri sinsice çıkıp kendi krallığını ilan etti her şeyi tezgahladıktan sonra.Bu kişi Napolyon’du. Bugün hepimizin bildiği o ünlü sözü söyleyen “Para para para”. Güç için mi çıkmıştı bu yola bilinmez ama gücü elde ettiği andan itibaren uğrunda çarpıştığı davanın tam zıttına geçmişti bir anda. Diyorum ya tarih tekerrürden ibarettir öyle ki para , statü insanlarının aklını başından aldırıyor adeta kör ediyor. O halde kimseye kendini çok güçlü hissettirecek kadar güç verilmemeli. Ama maalesef biz vermesekte alan alıyor. Bu ve buna benzer olaylar  hemen her dönem farklı şekillerde yaşanıyor.Bu içinde bulunduğumuz dönem de pek farklı değil anlaşılacağı üzere.

Şimdilerde güç teknolojiyi ve bilimi elinde tutanlarda.Kitleleri adeta bir tuşla yönlendirebilir seviyeye getirmiş durumda. Geçenlerde adamın biri çıkıp ABD ve İngiltere seçimlerini nasıl sabote ettiğini açıklamış bir gazateciye uzun uzun ve detaylı.Olay şöyle ; Facebook ve türevi sosyal media platformların , bilgisayar biliminde araştırma ve geliştirme yapan kişilere özel paylaştığı bir kısım kullanıcıların dataları üzerinde  geliştirdikleri algoritmalar ile, doğrudan gerçek kullanıcıların hesaplarını çeşitli yollarla aldıktan sonra, onların üzerinde nasıl denediklerini bir bir açıklamış. Tamam bu cümle zor oldu ama hemen şöyle bir örnekle açıklıyayım. Adamlar bu facebook ta falan, gidip “ne zaman ölecen” gibi saçma ve kullanıcıların sazan gibi atlayıp kullanacağı masum bir uygulama paylaşıyorlar. Hepiniz görmüşsünüzdür bu uygulamayı çalıştırmadan önce bir izin ister. Hiç baktınız mı detayına neleri istiyor. İşte orda siz komple hesabınızın her yetkisini devretmiş bile olabilirsiniz.Düşünün ki boş belgeye imza attırıyorlar. Hem de ne için “ne zaman öleceğinizi söylemek için”.Bitti mi bitmedi.Üstelik sizin arkadaş listenize de erişiyorlar onların sizin görebildiğiniz paylaşımlara erişebiliyorlar.Bakın nasıl büyüdü küçücük bir kar tanesi.Neyse finalde sizi tanımlıyorlar , aşağı yukarı nasıl bir eğitim düzeyinizin olduğunu , hangi takımı tutup ney sevip neyi sevmediğinizi , siyasi görüşünüzü ve bir sürü şeyi. Sonra da sizi hangi yöne çevirmek istiyorlarsa o konuyla alakalı bir dizi paylaşımlar, yalan haberler önünüze getiriyorlar.Zaten  çoğu bilginin doğru olup olmadığına pek dikkat etmediğimizden yavaş yavaş doğrularımızı değiştiriyorlar. Kısacası inceden inceden kararlarımızı manipüle ediyorlar.İşte bu öyle basit bir mevzu değil.

O zaman ne yapmalıyız? cevap basit OKUMALI yız. Güvenilir mi ? kaynak belirtilmiş mi? kimden gelmiştir?  kim yazmıştır? Araştırmalı ve okumalıyız. Banka sözleşmesi gibi önünüze sayfalar yığabilirler. Okumak istemeyebilirsiniz ama en azından izin vereceğiniz , tıklayacağınız şeye ne düzeyde mecbursunuz onu dikkate alın. Tanımadığınız kişlerden gelen ne varsa okumadan anlamadan tıklayıp birşey indirmeyin açmayın. Kısacası bir ajan olun ki kendi kararlarınıza sahip çıkabilesiniz . Yalan yanlış şeylerin peşine yıllarca sizi koyun gibi süremesinler gördüğünüz her bilginin muhakkak doğru olmak zorundaymış gibi zannetmeyin. Öncelikle yalandır ile yaklaşın sonrasın da incelediğinizde doğruluğuna inanmayı tercih edin.

Şimdi diyebilirsiniz kardaş saaanee beni kullansınlar hayır saaane yaw belki ben seviyorum kullanılmayı .Bunu diyen arkadaşım bir kar tanesi olabilirsin ama senin gibi taneler birleşmeden bir çığ olmaz. Hele ki bu çığ masumların üstüne düşecekse onların hakkı da sana düşecektir unutma! Bugünün bir yarını ve yarınlarında bir hesabı var emin ol … de haydi karar senin…

Yazar: Umut AYDIN

    Derya

    (14 Temmuz 2018 - 6:31 pm)

    Yazilarin duygularini paylasman ve insanlarda bazi konularda (sosyal medya , maneviyat, bilim etc) farkindalik olusturman anlaminda cok iyi. En son Amerika’dayken yazilarini okumustum… Ve uzun bir zaman sonra bugun bir internet siten oldugunu gordum ve bircok yazini okudum. Gercekten yazmaya vakit ayirabilmen, fikirlerini okuyucularla paylasman cok anlamli ve güzel. Benim de hep istedigim sey bir internet sitemin olmasi, gezi anilarimi, resimlerimi, yazi ve yabanci dile dayali dersler, notlar vs paylasabilmekti. Bu yaz tam da kendimi bunun icin hazir hissederken gezi günlüguümün oldugu ajandayi kaybettigimi farkettim ve hicbir yerde bulamadim 🙁 bir gün bulabilirsem ben de senin gibi yazabilmeyi özellikle de ögrencilerimle paylasabilmeti cok isterim ^-^ Seni de ictenlikle tebrik etmek istiyorum samimi ve yetenekli bir yazar oldugun icin 🙂

    Saglicakla kal~
    Derya

      Umut AYDIN

      (18 Temmuz 2018 - 10:03 am)

      Çok teşekkür ederim Derya Umarım gezi günlüğünü bulursun. Sana da bir blog açarız yazmaya sen de başlarsın 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir