Gelecek Nasıl Gelecek?


Yıl 2018…
100 yıl geriye gidip baktığımızda ne çok şeyler değişti.İnsanlık tarihinin belkide en çok olayı bu 100 yıl içinde yaşandı.Özellikle 21. yy başları olan bu son 18 yıl ne çok şeyi aldı hayatımızdan ve ne çok şeyi koydu yerine.Teknoloji bir çığ gibi büyüyerek ilerliyor.Bu teknoloji ; insanların çoğunluğunu tembelliğe, sahip oldukları zekalarının körelmesine , tüketim hastalığına sokarken azınlık bir kısımı da dünyanın en çalışkan ve en zeki insanları yapıyor.Hemen her alanda öncesinde deneme yanılma ile edinilmiş nice bilgiler derlenip en optimal hale getirilmiş durumda.Adeta G.o.r.a filminde Arif’e karışık kasetle her şeyi yükledikleri gibi hayatımızda bu bilgiler paket program gibi verilir oldu.Yeni doğan bir çocuk çok çabuk bir şekilde , bizler gibi misafir olarak geldiği dünyanın düzenine adapte ediliyor.Doğrular ve yanlışlar yükleniyor. Vakit kaybetmeden teknolojinin geldiği son noktadaki bilgiler paket programlar halinde yükleniyor.Peki bu durum iyi mi ? kötü mü?

Aslına bakarsanız ben bir bilgisayar mühendisi olarak gelecekten korkuyorum diyebilirim. Diğer taraftan korkuların kökünde genelde bilinmezlik yatar. Fakat benim durumum biraz bilmekten kaynaklanıyor. Hızla ilerleyen teknoloji, insanoğlunun haz ve arzularının tatmin edilemezliğine kurban edilip çok sıkıntı veren bir noktaya gelebilir. Çılgınlar gibi tüketiyoruz daha şimdiden. Bir çoğumuz taklit hayatlar yaşıyor kalanımız ise onlara özeniyor. Bu durum ne gibi sonuçlar doğurabilir peki? diye bir soru ortaya atarsak nasıl teoriler üretebiliriz şöyle bir bakalım ;

Bakınız insan nüfusu şuanda 6 milyarın üstüne çıkmış durumda.Gelecek 50 yıl içerisinde bu iki katına çıkacak. İnsan oğlu bir yandan  devamlı teknolojik gelişimler sağlayarak çok ciddi bir üretim ağını, yapay zekalara bırakarak otonom sistemler kuracak. İnsanlara vatandaşlık maaşları verilmesi söz konusu. Çünkü işsizlik tavanda olacak. Diğer yandan bunca nüfusu doyurmak için gıda üretimi çılgınlar gibi hızlanacak ve yapay üretim gıdaların artık her yerde olduğunu göreceğiz. Tabi ki dünya üzerinde ellerine tüketilecek malzemeleri sunarak uyuttukları , bu sunulan malzemeleri satın almaları için de borçlandırdıkları bir insan tabakası olacak.(ki bu çoğunluk olan kısım).  Suların artık doğal kaynaklardan değilde deniz sularından arıtılarak sağlandığı bir dünyaya geçmemiz söz konusu olacak.Evlerimize doğal kaynak suları değil de arıtılmış sular ulaşacak.(Gerçi şuan da pek farklı değil ama ) O daha önceleri gelecek insanlarını tasvir ettikleri şişman hımbıl model değil de herkesin en ideal vücuda sahip olduğu, en güzel buruna ,en güzel gözlere ve yüze sahip olduğu bir dünya. Bu kez insanlar bunları da sıradanlaştıracak  bir süre sonra gerçek dışı görüntülere sahip insanlar dolanacak ortalıkta. Daha nice tahminler yapmak mümkün ama en önemlisi geleceğin getireceği onca iyi imkanlardan kimler faydalanacak kötü şartlardan kimler etkilenecek? İşte en önemli soru budur  ve benim korkum işte burada başlıyor. Bu yazıya resim olarak belirlediğim fotoğrafa şimdi iyice bir bakın. Benim korktuğum ve olması yüksekle muhtemel manzara budur. Üsteki iki resimde aynı dünyaya ait olacak. Teknolojinin bütün iyi yönlerinden dümeni tutanlar faydalanırken geri kalan ise açlık ve sefalete terk edilecek. Tabi umarım böyle olmaz da insanlar birlikte hareket edebilmeyi , farklılıklara saygı duyarak ve adaletli paylaşarak yaşabilirler …

 

Yazar: Umut AYDIN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir