SİGARA İÇENLER, AZALTMAK İSTEYENLER, BIRAKMAYI DÜŞÜNENLER Bölüm 1

Efendim, nerden geldi bu sigara? Kim getirdi ?   Kısaca bir tarihine bakalım.

Kristof Kolomb Bahamalara ayak bastığında, San Salvador adasında bi baktı ki, Hintliler ellerinde çubuklar var, ağızlarına götürüyor sonra ağızlarından duman çıkarıyorlar. Bir Allahın kulu da ona demedi ki, “ulan bunlar Hintli değil mal, Hindistan değil burası”. Her neyse, bizim Kristof olayı çok karizmatik buldu ve o Hintli zannettiği Bahamalı yerlilerden “versene lan bi dal” diye tarihin ilk otlakçılığını yaptı. Adamlar cömert çıktı ve buna paket verdiler. Bu, paketi orada içti. Gidip bir karton aldı ve onunla Barcelona’ya döndüğünde elindeki çubuğu bütün Barcelonalılar gördü. Böylece eski dünya insanları tütün ile tanışmış oldu. (Amerika kıtası sonradan keşfedildi diye yeni dünya diyorlar ya)…

Tütün dumanının keyif verici özelliğini fark eden eski dünyanın andavalları bunun endüstrisini kurdular ve böylece tüm dünyada yayılan ticari bir meta haline geldi. “Yav içiyoz da, ya bu zararlıysa” şeklindeki birkaç kısık ses, tütünün sağladığı geliri gören hükümetlerce susturuldu. Hatta, tütünün dünyada ilk tanındığı yıllarda İspanyol Dr. Nicolas Monardes 1571 yılında yayınladığı tıbbi bitkiler katalogunda tütünü olağanüstü yetenekleri olan bir bitki olarak tanıttı. Dr. Monardes, tütünün kanser de dâhil olmak üzere 20’den fazla hastalığı tedavi ettiğini iddia etti. Evet “çüşş”… Onların “GERÇEK TIP” anlayışı bile para kazanma üzerine gördüğünüz gibi. Her neyse, Fransız Dr. Jean Nicot tütünün içindeki ana madde olan nikotini keşfetti. Adam bulduğu maddeye kendi adını vermiş ya, egoya bakın. Nikotinin Fransa kraliçesinin baş ağrısını geçirdiğini iddia ettiler satış patlasın diye. Patladı mı, patladı.

Dünya tüttüredursun, peki bize ne zaman geldi bu illet, biz birazda ona bakalım. Hicri 1009 yılında, ki miladi 1600 oluyor herhalde, İngilizler tarafından elimize tutuşturuldu. Verdiği keyif sebebi ile o kadar hızlı yayıldı ki. Önce sadece ehlikeyf sıradan insanlar içerdi. Sonra devlet adamları ve alimler bile içer oldu. Zararlarının farkına varılmadı mı? Varıldı tabi. Zamanın birkaç bilirkişisi, “ya hu bu zıkkım leş gibi kokuyor, kokutuyor. Çok içince insanı ağırlaştırıyor, iş yapamaz hale getiriyor. Hem çıkarttığı yangınlarda yüzlerce insanı yakıyor yandırıyor” desede, kabul görmez, etkili olmaz. “Faydası da var gardaşım bunun, gemilerde forsa gözcülüğü yapanların uykusunu kaçırıyor”.. İçecek adamı durdurabilirmisiniz? “İster zengin ol, ister fukara, yemekten sonra yak bir cugara” diyen atamız da kendince sosyal statü ayrımını bile kaldırmış cugara için.


Yaşıtlarım bilirler, (74lüyüm ben bu arada) eskiden sinemalarda meşhur bir sigara markasının reklamı olurdu. İnekleri kovalayan kovboy ağzında sigara ile at üstünde çok karizma gözükürdü. Filmlerde mutlaka karakterler sigara içerlerdi. Güzel bir bayanı etkilemenin en güzel yollarından biriydi, sigarasını çıkardığında, hızlı bir şekilde yakmak. Evlerde sehpaların üzerinde sigaralıklar olurdu, çeşit çeşit sigaraların olduğu. Allahım, uzun otobüs yolculuklarında, duman altı giderdik gideceğimiz yere.
Sonra birden bir şey oldu. Sigara her yerde yasaklanmaya başladı. Tvlerde kamu spotları dönmeye başlandı. Medyada o kadar çok vurgulandı ki zararları, evlerimizde bile içmemeye başladık. Sigara içmek için balkona çıkan, evine duman girmesin diye, dumanı uzağa üflemeye çalışıp camdan sarkıp düşen insanlarımız oldu. NOLDU ABİ?
Alın işte daha yazarken aklıma kurt düştü. Medyanın bu kadarcık üzerine eğilmesi ile “sigara” gibi bir vazgeçilmeze savaş açabiliyorsa insanlar, bunu monosodyumlu, tatlandırıcılı, koruyuculu vs gıdalara karşı niye yapmıyorlar? Neden sigaraya saldırdılar? Acaba, diyorum, sigara gereğinden daha çabuk mu öldürüyor insanı? Yani, ölüm “yeterince tedavi almadan, ilaç kullanmadan, bunlara yeterince para harcanmadan mı gerçekleşiyor?” Öyle ya, kanser, genelde, tesadüfi öğreniliyor ve öğrenildiğinde size “sadece 3 ay ömrünüz kalmış. Rahat rahat için şimdi sigara” gibisinden bir şey deniliyor. Bir obezite, diabet, diyaliz, kalp damar..hastalıklarını düşünsenize.. ömür boyu süren, öldürmeyen, süründüren hastalıklarınız olsa, birileri için daha iyi değimli? … Bu nifak tohumunu sizin aklınıza koyduktan sonra asıl mevzuya geri döneyim. .. Asıl mevzu neydi ki? Haa nasıl bırakacağız, azaltacağız?

Devamı İçin Diğer Yazıya Geç

 

FAHRİ CİNDOĞLU 

Yazar: admin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir